18 Temmuz 2008

Domates kokusuyla uyanmak...


Şu küçücük dalların üzüm salkımı gibi dometes verme telaşına bakarmısınız :) Tam yatağımın başucundaki camın önünde gözüm gibi bakıyorum onlara. Bir zamanlarki kuşlarım gibi Sevinçle, heyecanla bekliyorum domateslerimi. Onlarda benim heyacanlı bekleyişimi anlıyolarda sırf beni sevindirmek için mi acaba bu telaşları. Artık yaz geldi cam açık yatıyorum, sabah mis gibi domates kokularıyla uyanmanın mutluluğunu yaşıyorum, bu bile yeter benim için. Bahçem yok ama yaratmaya çalışıyorum. Geçen yıl birkaç fide ektim ve yemeye kıyamadıgım için bu sene daha fazla fideler ektim. Sanırım ben yine yemeye kıyamayacağım.
Sanırım "sevgi" karşılıklı. "Ne ekerseniz onu biçersiniz" ile iş bitmiyomuş onu anladım. Ne kadar sevgi verirseniz karşılıksız kalmıyormuş bunu öğrendim.
Bir hayvanı beslemenin, bir bitki yetiştirmenin, onların yaşamının bana bağlı olduğunu bilmenin bende yaşattığı mutluluğu kelimelerle tarif edemem. "Yaşamının bana bağlı olduğu" satırlarını yazarken aklıma çocuk yetiştirmek geldi. Demek birde çocuğum olsa sevinçten çılgına dönerim herhalde.

25 Mart 2008

Alışmaya çalışıyorum...





















Biliyorum çok oldu, bir türlü yazamadım. Doğumgünümde yazmalıyım derken geçti, dur sevgililer gününde yazayım, olmadı kadınlar günü, hadi o da geçti 18 Mart şehitlerimizi anayım, yok olmadı, olmadı, olmadı.






"Ey kahraman Türk Kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklerde yükselmeye layıksın"
M.Kemal ATATÜRK





Sanki zaman su gibi akıyor, sanki önümden koşturuyor ve ben uzanıp yakalayamıyorum. Biraz olsun dinlenebilmek için hep bir sonraki haftasonunun hayalini kuruyorum. Ama haftasonu gelince olmuyor, olmuyor, yetmiyor. 2007-2008 öğretim yılının ikinci döneminde ingilizce öğretmenliğine başladım. Artık gün sabah altıda başlıyor ve insanlar güne yeni başladığında benim için gün bitmiş gibi oluyor, hiç halim kalmadığı için günün bitmesini istiyorum belkide.
Alışmaya çalışıyorum, kağıtlarla boğuşmayı öğreniyorum, bir yandan benim adımı neden ezberlemiyorsunuz öğretmenim diye isyan edenlerin isimlerini ezberlemeye çalışıyorum. Kırk kişinin aynı anda konuşarak ne anlatmaya çalıştıklarını çözmeyi öğreniyorum. Boynum ağrıyo lavobaya gidebilir miyim öğretmenim dediklerinde lavobada nasıl sağlıklarına kavuşup geri derse geldiklerini araştırmaya çalışıyorum :) Birde çok merak ediyorum acaba ben mi onlara alışacağım yoksa onlar mı bana? Ya da ben ne kadar dayabileceğim... ????
Eskiden sevdiğim uğraşlar için vakit ayırmaya çalışırdım artık sadece ve sadece kendime vakit ayırmak istiyorum, sadece dinlenmek, dinlenmek istiyorum :(...Büyük değil ufak hayallerim var bidolu. Sabah yürüyüşü yapmak, öğlen uykusuna yatmak, açık havada sevdiklerimle kahvaltı etmek, deniz kenarında beyaz minik bir otelde uyanmak istiyorum, mavi ahşap penceleri ve kapısı olan, yunan evlerinin pencereleri gibi rengarenk çiçeklerle dolu... Eminönüne gidip ayaklarıma ağrılar girene kadar gezmek, Kadikoyden kitap, cd vs almak, sonra Fenerbahçe sahilinde çay içmek, moda sahilinde takıcılara göz gezdirerek dondurma yemek, sonra bir cumartesi akşam üzeri vapurla karşıya geçip Karaköyden tünelle Beyoğluna çıkmak, gezmek gezmek, gezmek ve günün gecesinde arkadaşlarımla eğlenmek istiyorum...Ben yine gece ordan dolmuşla dönerim :) merak etmeyin...

24 Ocak 2008

MUDCAKE DENEMELERİ


















Uzun zaman oldu blogumu güncelleyemedim. Bir dönem pek mutfaga giremedim, bir dönem güzel şeyler yaptım ama fotoğraf makinem yanımda değildi. Son bir haftadır da internet bağlantım yoktu. Kablolar değişti, bilgisayar formatlandı, telekomdan hergün insanlar geldi meğer problem modemden kaynaklanıyormuş. Öylesine girmişki hayatımıza internet, son bir hafta kendimizi büyük boşlukta hissettik. Neyse artık yeni modemimle sorunsuz bağlantıdayım.

Uzan zamandır internet sitelerinde rastladığım mudcake (çamur kek) tarif ve fotograflarının güzelliği beni inanılmaz meraklandırmıştı. İlk deneyeceklerim arasında oldugu için bir ara tüm ceplerimde farklı mudcake tarifleriylle dolaşır olmuştum. En son Nukhet'in blogunda gördüğüm The Australian Women's Weekly- Cakes kitabından denediği Deluxe çikolatalı düğün keklerini denemeye karar verdim. Tahmin ettiğim gibi nemli bir browni tadında yoğun çikolatalı nefis minik keklerim oldu.
Tarifi aşağıda yazdığım ölçülerde denedim ve bu ölçüden 12 adet topkek ve yukarıdaki tartı yaptım. (Tart kalıbım) Birde topkek kalıbına hamuru dökdükten sonra kalan hamuru yarım çay bardağı kırık cevizle karıştırıp o şekilde tart kalıbına boşalttım. Cevizde bence bu tarife çok yakışıyor.
Bu ölçülerle sadece topkek yapmak isterseniz 24 adet kek elde edebilirsiniz.
Mudcake hamuru:
  • 250 gr tereyağ
  • 150 gr bitter çikolata
  • 440 gr toz şeker (yaklaşık 2 su bardağı)
  • 200 ml su (1 su bardağı)
  • 80 ml kahve likörü (ben onun yerine 1 çay bardağı süt kullandım)
  • 1 çorba kaşığı neskafe
  • 260 gr kekun (yaklaşık 2 su bardağı. kekun yoksa normal unun içine bir paket kabartmatozu koyabilirsiniz)
  • 30 gr kakao
  • 2 yumurta


Çikolata, tereyağ, şeker, su, likör ve kahveyi bir tencereye koyup düşük ateşte terayağ ve çikolata eriyip pürüzsüz bir hale gelene kadar ısıtıp, karıştıralım.
Eriyen ve karışan malzemeleri başka geniş bir kaba alarak 15 dakika soğutalım.
Soğuyan karışımın içine unu, kakaoyu eleyelim karıştıralım ardından yumurtayıda ekleyip biraz daha karıştıralım.
Muffin kalıbınızın üzerlerinde bir parmak boşluk kalacak şekilde hamuru paylaştıralım ve önceden ısınmış 170 derecelik fırında 25-30 dakika kadar pişirelim.

28 Aralık 2007

Fındıklı Tarçınlı Minik Kurabiyeler ve 2008 :)


















2008 Yılının Dünyamıza, Ülkemize ve Siz Değerli Dostlarıma Sağlık, Barış, Huzur ve Bereket Getirmesi Diliyorum. Herkese Mutluluklarr....


Yeğenlerim Berkay ve Simay'ın doğumgünüydü geçenlerde. Berkay yine geçen seneki futbol sahası pastasının aynısından isteyince birde Simaya sordum nasıl pasta istersin diye. En sevdiği rengi söyledi yine. "Pembe olsun"
Herzaman yaptığım pandispanya tarifini kullandım. Arasına muz, damla çikolata ve kremşanti. Üzerini ve yanlarını ise çilekli kremşanti sıkarak süsledim. Önceden de aldığım bebekli pasta üzeri süsleri vardı onlarıda ortasına yerleştirip pastayı tamamladım.
Pembe rengi kadar güzel, çikolata tadında bir hayatınız olur umarım, kocaman öpüyorum sizleri..


Yandaki minikler ise leziz mi leziz Ayşem'in kurabiyeleri. Yağmurun doğumgünüde getirmişti kendisi ve o gün yemeye doyamamıştık. Neredeyse bir yıl olacak yeni fırsat bulup yapabildim. Tarife de tam uyunca aynı o günü yaşadım yani :) Teşekkürler Ayşem ve Bebi...

Malzemeler:
250 gr margarin (oda ısısında)
4 çorba kaşığı şeker
1,5 su bardağı dövülmüş fındık
1 paket vanilya
2,5 su bardağı un (elenmiş)
üzeri için : 2 çorba kaşığı tarçın, 2 çorba kaşığı pudra şekeri

Tarçın ve pudra şekeri hariç tüm malzemeyi iyice yoğurdum. (1,5 su bardağı fındığı da robottan geçirip iyice un haline getirdikten sonra kullandım) Yaklaşık 30 dakika oda ısısında hamuru dinlendirdikten sonra yağlanmış fırın tepsisine minik minik yuvarlaklar yaparak dizdim. 170 derecede önceden ısıttığım fırında yaklaşık 30 dakika pişirdim. Fırından çıkarınca soğumasını bekledim ve bir tabak içerisinde karıştırdığım tarcın ve pudra şekerine tüm kurabiyeleri tek tek buladım. Nefis oldu ...

13 Aralık 2007

Dolci Occasioni - Badem şekerleri




















"Dolci Occasioni" Selin Okçu'nun yurt dışından getirdiği el yapımı rengarek badem şekerleri. Özel davetlerinizde rengarek badem şekerleriyle konuklarınızı şaşırtabileceğiniz bu mağaza Naişantaşında. Kır çiçekleride dahil olmak üzere her türlü çiçeği badem şekeri şeklinde bulabilirsiniz. Tüllerle kombine edilmiş çiçeklerde var :) Annem ve babamın hala sakladığı nikah şekerleri gözümde canlandı birden.

Bunları pasta üzerinde kullanmak geldi aklıma birde davet sofralarında herkesin tabağının ortasına koymak yada çiçeğin yada kelebeğin alt sapını peçeteye sararak peçetelik yapmak...

28 Kasım 2007

Haşhaşlı Çörek

Dün blogları ziyaret için bilgisayar başına geçtiğimde karşılaştığım yazılar karşısında dondum kaldım. Kevgir dergisi için binbir emek harcayan Sevgili Esra hayata veda etmiş :( Başta inanamadım, taziye için blog açılmış onu gördüm yine inanamadım. Elim gidipte dün hiçbiryere yorum yazamadım. O bize güzel bir blog bıraktı arkasında ve bizde O'na Kevgir dergisi Aralık sayısı için sevdiği yemeklerden oluşan bir sayı için kolları sıvadık. Rahat uyu Esra, seni hiç unutmayacağız.




















Malzemeler:
  • 2 su bardağı ılık süt
  • 1,5 su bardağı sıvıyağ
  • 1 paket yaşmaya (42 gr)
  • 1 tatlı kaşığı tozşeker
  • aldığı kadar un
  • içi için:
  • 2 kase dövülmüş haşhaş
  • sıvıyağ
  • üzeri için 1 yumurta
Ilık süt ve mayayı karıştırdım, içerisine mayayı atıp 10 dakika kadar bekledim. Ardından sıvıyağ ve mayalı sütü genişce bir kaba alıp un ekleyerek yoğurdum. Ele yapışmayan bir kıvama gelene kadar un ekledim. Daha sonra 45 dakika kadar ılık ortamda üzerini örterek mayalanmasını bekledim.
Dövülmüş haşhaşın üzerine çıkacak kadar sıvıyağ ekleyip karıştırdım.
Tezgah üzerinde hamuru 3-4 mm kalınlığında açıp üzerine ince bir şekilde haşhaş sürüp bütün yuvarlağı aşağıdan yukarı doğru rulo yaptım. Üçer parmak aralıklarla kesip tepsiye dizdim. Tepsiye dizdikten sonra tekrar mayalanması için 20 dakika bekledim ve üzerine çırptığım yumurtayı sürüp önceden ısıtılmış fırında 175 derecede pişirdim.

31 Ekim 2007

ERİKLİ İRMİK TATLISI






















Bu tatlının tarifi Oktay Usta'dan. Hepimizin bildiği irmik tatlısının erikle beraber bu kadar güzel olacağını tahmin etmezdim.

Malzemeler:

  • 1 litre süt
  • 1,5 su bardağı şeker
  • 7 yemek kaşığı irmik
  • 1 yemek kaşığı nişasta
  • 1 paket vanilya
  • üzeri için :
  • 1 paket toz kremşanti
  • 1 su bardağı süt
  • 8-9 adet iri siyah erik
  • 1 çay bardağı tozşeker
  • 1 çay bardağı su
Süt, irmik, nişasta, 1,5 su bardağı şeker ve vanilyayı bir tencereye alıp sürekli karıştırarak pişirdim. Kaynamaya başlayınca ateşten alıp dikdörtgen bir borcama döküp oda ısısında soğumasını bekledim.
İrmik tatlısı soğurken 1 bardak süt ile toz şantiyi iyice çırpıp buzdolabında 5-10 dakika kadar beklettim.
Bu sırada erikleri ortadan ikiye bölüp çekirdeklerini çıkardıktan sonra iç kısımları alta gelecek şekilde bir tavaya dizdim. Üzerlerine 1 çay bardağı şeker ve suyu ilave ederek güzel bir renk alıncaya kadar pişirdim.
İrmik tatlısı soğuduğunda çırptığım kremşantiyi düzgünce üzerine yaydım. Her bir porsiyona bir erik gelecek şekilde erikleri şantinin üzerine dizebilirsiniz. Yada erikleri servis esnasında dilimlerin üstüne koyup servis edebilirsiniz.

22 Ekim 2007

Yeter artık















Başta şehit aileleri olmak üzere tüm Türkiye'nin başı saolsun diyorum.
Dün sabah televizyondan gelen acı haberlerle yine içimiz acıdı, yüreğimiz yandı ama artık bu kadarıda fazla diyerek kendimi bir nefes almak için dışarı attım. Hava soğuk, sokaklar sessiz, yağmur hafif hafif yağmaya başlarken uzaktan gelen bir ses vardı, bir grup teröre lanet yağdırıp acısını anlatır gibiydi. Durup bekledim. Kırmızı beyaz renklere boyanmış kalabalık bir grup evimin önüne doğru yaklaşırken saygıyla bekledim. Gözlerim doldu ama aklım televizyonda, haberlerdeydi. Duramadım, geri eve döndüm.

Askerlerimiz sırtlarında 30 kg yükle o vadilerde saatlerce yürürken, bu ülke toprakları için şehit olurken ne yaptık? Ne yazıkki Türbanı tartıştık... Sonuç ne oldu? Şehit sayımız gün gün arttı. Şimdi ne oluyo? Bushu bekliyoruz.. Sonuç? Sonuç 5 Kasıma kadar aynı :(
ARTIK YETER !

17 Ekim 2007

KADAYIF HALKALARI


























Bir bayram daha geldi geçti ve ben bayram tebriği bile yazamadım bloguma ama yinede bayram tebriği mailleri ve yorumları için herkese çok teşekkür ediyorum.

Annem ve babam ah nerde eski bayramlar dediğinde aman amma abartıyorlar ne varki bayramlarda sürekli değişien diye düşünürdüm. Meğer nesiller değişiyormuş, nesiller değişince roller de değişiyormuş ve eski bayramların özlemi en çok bu yüzdenmiş. Bizde bayram sabahı kahvaltısının hele ki bayram çöreğinin mis kokularıyla uyanmanın önemini anlatmak için kelimeler yetersiz kalır.
Her sabah bütün aile babaannemde toplanırdık sonra günün ilerleyen saatlerinde hepimiz oradan dağılırdık. Bu bayram onu yapamadık malesef :( çocukları arasında en büyüğünde yani bizim evde toplanıp kahvaltı yaptık.
Bu gösteriyor ki artık biz torunlar için bile eski bayramların özlemi böylece başlamış oldu...

Malzemeler :
  • 2 yufka
  • 400 gr kadayıf
  • 1 su bardağı ceviz
  • 125 gr tereyağ
  • şerbeti için:
  • 4 su bardağı şeker
  • 4 su bardağı su
  • 2-3 damla limon suyu
Şerbet için şekeri ve suyu bir tencerede kaynattım. Kaynamaya başladıktan 10 dakika sonra limon suyu damlatıp 2-3 dakika sonra ateşten aldım ve oda ısısında soğumaya bıraktım.

Tereyağı eritip biraz soğuttum ve en son üstlerine sürmek için yağdan biraz kenara ayırdım. Kalan yağı kadayıfların üzerine döküp bir tepsi içerisinde didikledim. Yufkaları ortadan ikiye bölüp yağlanmış kadayıfları yufka üzerine serptim. Kırık cevizdende biraz serptikten sonra yufkanın yuvarlak yerinden başlayıp düz kısma kadar sıkıca sardım. Bıçakla iki parmak kalınlığında kesip dik dik yağlanmış tepsiye dizdim. 4 parça yufkayıda bu şekilde sardıktan sonra kenara ayırdığım yağdan fırça ile üzerlerine tereyağ sürüp önceden ısıttığım 180 derece fırında kızarana kadar pişirdim.

Fırından çıkınca yaklaşık 1 dakika kadar bekleyip soğuk şerbeti döküp çekmesini bekledim. Tatlı sıcak, şerbet soğuk olacak. Her halkanın üzerine file fındık, fıstık, hindistan cevizi veya bir çay kaşığı kaymak yada yanına bir top dondurma ile servis edebilirsiniz. Mutlaka deneyin derim hem çok lezzetli hem yapımı kolay.

05 Ekim 2007

Kuşlar...





















Aynen Yaşar'ın Kuşlar adlı şarkısının sözlerindeki gibi oldu bu kez "kuşlar her baharda gelirler ama sonbaharda göçerler aşkım"
İki ay önce gelen misafirimiz tek kişiydi ama üç kişi olarak sonbaharda göçüp gidecek. Çok alıştık onlara, minik fincanla yanlarına su koyup, kartonla güneşi kesmeye çalıştık hep. Domates reklamında adam balkonundaki tek domatesi şemsiyesi ile yağmurdan koruyorduya hani aynen öyle.






















Ben onları dış etkenlerden korumak için uğraşırken annem onları ürküttüğümü ve annesinin yavrularını terkettiğini söylediğinde çok üzülmüştüm. Ama biryandan da hiçbir anne yavrusunu terk etmez diye kendimi avuturken ertesi gün annelerinin geldiğini görünce nasıl mutlu oldum anlatamam.
Sanırım son kez yavrularını doyurdu ve uzaktan onları izliyor. Onlar artık kendi ayakları üzerinde durabiliyorlar, yavaş yavaş uçma vaktide geldi hani...
Onları giderlerken son kez görmeyi çok istiyorum çünkü bu kez gidenler beni sevindirecek, ağlatmayacak...

18 Eylül 2007

Benim Babaannem Melek

Hiçbirşeyi yoktu tontişimin, birdenbire hastalandı geçen ay... Hastanede geçirdiğimiz 16 gün ardından melek yüzlümüzü kaybettik.

Öyle şirin bir insandı ki şuanda bu yazıyı yazarken içim acıyor, boğazım düğümleniyor ama yüzümde hep bir tebessüm var. Çünkü O bize içimizde fırtınalar bile kopsa yüzümüzdeki ifadenin hep güller açmasını öğretmişti, kendiside hep öyleydi.

Son gün birşey daha öğretti gitmeden önce. İnsanın ölüme karşı çaresizliği...
Hiç düşünemedik böyle olacağını be babaanecik. Herşey için binlerce kez teşekkür ederim sana, mekanın cennet olsun, seni çok seviyorum tontişim...

22 Ağustos 2007

BLOGUM 1 YAŞINDA


Daha dün gibi hatırlıyorum bloguma ilk başladığım günleri. Heleki 22 Agu 2006 ilk yazımı yazarken, ilk fotografı eklerken büyük heyecan ve tereddütle basıyordum klavyenin tuşlarına. Blog kullanmayı öğrenmek için rastgele deneme yazılarını bile olurda internette yayınlanırda silemezsem diye inanılmaz dikkatli davranıyordum :) Halbuki yanlış olsun ne olacak, Merkez Bankası hesaplarını tutmuyorum ya burda :) Şimdi gülüyorum ama işte herşeyin ilki gibi o günlerde güzel anılarda kaldı yukarıdaki minik kareler gibi...

Fotoğraflar olsun, ziyaretciler olsun, paylaşımlar olsun, yorumlar tüm herşey tüm yaşanılanlar hepsi çok güzeldi. Blogumu takip eden, yorum bırakan, tariflerimi deneyen ve bana yardım eden tüm herkese çok teşekkür ediyorum.






















Bu pasta ise blogumun 1. yaş pastası. Şeker hamuruyla çiçekli pasta yapmak isteyen yeğenlerimle biraraya geldiğimizde yaptık. Yaz günü neşesinde olsun istedik rengarek, içimizden geldiği gibi...

25 Temmuz 2007

Tatildeyim..


























Kış boyunca bizim parkta işte böyle eğlendim. Yaz tatilimi düşündüm hep. Gözlerimi kapattım ve kendimi su kaydıraklarından hızla kayıyormuş gibi hissedip serin bir suya düşeceğimi hayal ettim. İşte o günler geldi ve ben gidiyorum. Ağustosun ilk haftası döneceğim, arkamdan su dökmeyin dönmek istemiyorum :(

05 Temmuz 2007





















Yaklaşık bir iki aydır bizim evde bir diyet furyasıdır gidiyor. Diyet listeleri yüzünden buzdolabı görünmüyor, çeşit çeşit otlar kaynatılıyor, gündüz yürüyüş bandı hiç durmaksızın çalışıyor akşam güneş batınca yürüyüşler sahilde devam ediyor. Aman kimse mutfağa girmesin, kesinlikle hamur işi yapılmasın diye mutfak arada bir gözetleniyor.

Benim çılgınca diyet yapmak gibi bir niyetim yoktu. Yürüyüşe gidiyoruz hadi derler giderim, bunu yiyeceksin derler yerim. Zaten kollarımda beliren birkaç sivilce yüzünden doktora gitmiştim geçenlerde ve kızartma, kola, çerez, cips, çikolata herşey yasaklandı. Farkında olmadan üç kilo da benden gitmiş.

Bana göre kilo vermenin basit üç kuralı var. Birincisi ara öğünleri atlamamak, ikincisi akşam yemeğini hafif yedikten sonra gece yatana kadar asla birşeyler yememek birde hergün 45 dakika yürümek. Sabah ve öğlen yemeklerinde çok fazla aç kalmaya işkenceye pek gerek yok.

Böyle işte anlamışsınızdır bu aralar blogumu güncelleyememin sebebini. Yukarıdaki pasta ise ağabeyimin doğumgünü için yapıldı. İnce birer dilimle kaçamak yaptık hepimiz. Coccolat pastanesinin sitesinde civcivli pastayı görünce çok hoşuma gitmişti. Hülya da geçenlerde benzerini yapınca kıskandım :) Pasta minik bir pasta oldugu için birkaç civcivle bitirdik süslemeyi...

25 Haziran 2007

Mutlu bir haftasonu :)



















Haftasonu demek bana sadece pazar gününü çağrıştırır çünkü geç saate kadar süren iş günlerinden biri demek cumartesi :( Fakat geçtiğimiz cumartesi günü öylesine mutluydum ki, çikolatalı pasta grubundan ortak zevklere sahip birçok bayan bir araya geldik. Sevgili Burcu'nun yeni açmış olduğu Kızıltoprak Bake Shop'da buluştuk. Güleryüzüyle herkesi hoş tutabilen ve misafirperverliğiyle kapılarını sonuna kadar bize açan Burcu'ya kocaman teşekkürler...

Sanki hepimiz birbirimizi daha önceden tanıyormuşcasına rahat ve keyifli saatler geçirdik. Birde Sevgili Ebru'nun Kanal24 de yayınlanmak üzere organize ettiği kısa bir video çekimi yapıldı. Bu keyifli saatleri aşağıdaki video çekimi ile ölümsüzleştiren herkese de ayrı ayrı teşekkürler...



Nukhet, Burcu, Aylin, Esra, Oya, Özlem, Ebru ve hatta şuan için isimleri aklıma gelmeyen herkese bu güzel geçen gün için çok teşekkür ediyorum sizlerle tanışmaktan çok memnun oldum. Umarım bu buluşmalar sık sık tekrarlanır, umarım uzaklarda olup bu hobi ile uğraşan herkes birgün Bake Shop'da böylesi güzel bir gün geçirir. Ayrıca bir teşekkürüm daha var Nukhet'e. Çook uzaklardan Dubai'den söz veripte getirdiği çiçek seti için. O set ile yapacağım tüm çiçekleri sana ve kızlarına ithaf ediyorum şimdiden. Sevgiyle kal...

11 Haziran 2007

NİŞAN PASTASIIIIIII


























Dana önce hiç böyle büyük bir pasta tecrübem olmamıştı. Kafamda birçok soru işaretleriyle başladım, çünkü deneyimim olmayan birçok şey düşünmüştüm bu pasta için. İkinci ve üçüncü katlar arasındaki ayırıcılar olsun, üzerindeki tellerle çıkardığım kalpler olsun hepsi yeni deneyimlerdi benim için. Ama bir aydır yaşadığım heyecan ve tereddütler hep boşunaymış çünkü pastayı yaparken herşey o kadar rast gittiki hiç sorun yaşamadım. Sanki her yaptığımı daha önce denemişim veya bir kurstan öğrenmişim gibiydi.

Nişan 100 kişilik bir nişandı ve ben o kadar kişi için hiç pasta yapmadığım için davetlilere ikram edilmek üzere büyük bir kare şeklinde pasta sipariş edilmişti. Fakat fotograflarda güzel çıkması açısından ve nişanlanan çiftimizin kıyafetlerine uygun olması açısından bu pastayı da ben yapayım dedim. Pastanın alt iki katı maket (strafor). En üst katı gerçek.

Önce taşıyıcı straforu ve ardından alt iki katı ayrı ayrı şeker hamuru ile kapladıktan sonra hepsini üst üste düzgün bir şekilde yerleştirdim. Bu arada büyük pastaları kaplamak için fazla miktarda şeker hamuru ile çalışmak gerekiyor bunu öğrendim. Pastanın taşıyıcısı olan 3 cm lik straforun kenarını çevrelemek için organze kurdele almaya tuhafiyeye gittiğimde ince pembe bir lastik üzerine dikilmiş organze fırfırları görünce çok begendim ve hemen aldım. Hatta üzerinin süslemesi için hazırladığımız kalpleri bile o renge göre ayarladık. Herşey pasta üzerindeki en ufak bir ayrıntıya bağlı olarak gelişti, hepsi birbirine çok uyumlu oldu.






Pastanın daha güzel görünmesi ve yüksek olması için aklıma gelmişti ayırıcılar. 4 cm kalınlığında 10 cm yüksekliğinde 3 tane çubuk strafor kestirip onlarıda şeker hamuruyla kapladım. Bu arada şeker hamuru hazırlamak ve pasta üzerinde çalışmak için ayrıntılı bir anlatım için burayı tıklayabiliriniz.
Daha sonra ayırıcıların üzerine en üst kat pastayı oturtmak için bir strafor daha koydum ve tüm katların sabit durması için iki tane uzun çöp şişi bitişik bir şekilde yukarıdan aşağı doğru çekiç ile çaktım. Pastanın maket kısımları yaparken çekiçle falan girişebiliyorsunuz fakat gerçek pasta yerleştikten sonra biraz nazikleşmek şart :)




Sıra geldi en üst yani gerçek pasta katına. Bu katıda ince bir beyaz karton üzerinde yapmayı düşündüm ki en üste yerleştirmek için kaldırdığımda kolay taşıyabileyim. Pastayı şeker hamuru ile kapladıktan sonra üzeri için 15-20 cm boyunda kestiğim tellere minik kalpler taktım. Kuruduklarında düşmemesi için telin ucunu pense ile minik kıvırıp büktüm (Kalplerin en altında tek bir tel kullanıma hazır görünüyor) Bu telleri ise nalburdan aldım. Babamın düşüncesine göre kiremit bağlama teliymiş bunlar. Elimle pastanın üzerinde kalacak olan kısımlara hafif eğim vererek pastanın ortasına sapladım.






















Alt ve üst katları ayrı ayrı hazırladıktan sonra bütünleştirdim ve bu şekilde taşımanın biraz zor olacağını düşünerek tekrar üst katı ayrı bir tabağa aldım. İkisini ayrı ayrı götürdük ve nişanın yapılacağı yerde en üst katı yerleştirdik. Birde üst kat pastayı yerleştirdikten sonra pastanın tabanındaki beyaz kartondan (kenarlardaki bir cmlik yerden) taşıyıcı straforun içine doğru birkaç iğne batırarak sabitledim. Çünkü yüksek olması ve aradaki ayırıcılar benim biraz gözümü korkutmuştu açıkcası o yüzden sağlam çalışmak istedim.

31 Mayıs 2007

MİNİK SUSAMLI SİMİTLER





















Kandil simidi tadında bu gevrek minik simitler benim çok hoşuma gidiyor. Çok önceden yaptığımda fotografını çekip bir dosyaya atmıştım, unutmuşum. Geçenlerde yine misafirlerimiz için yaparken aklıma geldi fotograf hala duruyorsa tarifi de yazayım artık dedim.

Malzemeler:
  • Yarım su bardağı sıvıyağ
  • 125 gr tereyağ (eritilip, soğutulacak)
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yumurta (sarısı içine, beyazı üzerine)
  • 1 paket kabartma tozu
  • aldıgı kadar un
  • susam
Un ve kabartma tozu hariç tüm malzemeleri yoğurma kabına toplayıp hafiften karıştırıyorum. Ardından kabartma tozu ile birlikte unu ekleyerek kulak memesi kıvamında bir hamur elde ediyorum. Ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp elimle ince uzun rulo yapıyorum ve iki ucunu birleştirip üst yüzünü önce yumurta akına, ardından ufak bir tabağa döktüğüm susama batırıp tepsiye diziyorum.
Önceden ısıttığım 175 derecedeki fırında ortalama 20 dakika kızarana kadar pişiriyorum.

29 Mayıs 2007

İNCİRLİ CEVİZLİ TATLI


























Annem bilgisayar başına geçince fazla sürmez iki dakika sonra fenalıklar gelir, hiç ama hiç hoşlanmaz. Arada sırada mutlaka görmesini istediğim birşey olunca yalvar yakar zorla çağırırım ve kapının kenarından göz ucuyla bakarak "hımmm, eeee, tamam sonra bakarım" gibi birşeyler fısıldar. Ayda ortalama bir kez ziyaret ettiği tek site vardır portakalagaci.com. Sebebi ise Hatice hanımında çerkez olmasıymış, merak ediyomuş farklı bir çerkez yemeği yayınlarmı diye. Geçen gün yine kendi kendine bilgisayarı açmış ve yemek sitelerini gezmiş. Ve yine sevdiği sitedeki İncirli Tatlıyı görünce hoşuna gitmiş, misafirlerim gelince yaparım diye bir kağıda not edip saklamış :)

Dün gece bugün gelecek olan misafirleri için beraber yaptık. Aslında buzdolabında 4-5 saat en az beklemeliydi ama ben dayanamadım. Annemin "bekle biraz soğusuuun" çığlıkları eşliğinde tadına bakmak için bir dilim aldım ve fotografınıda çektim. Ben çok çok beğendim. Klasik hepimizin alışık olduğu etimekli tatlıya benziyor fakat cevizler, incirler ve kahve kokusu çok güzel ve değişik bir tat katmış.

Malzemeler:
  • Kek için:
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 su bardağı ceviz içi
  • 6 adet kuru incir (ılık suda bekletilip minik minik doğranmış)
  • Şerbeti için:
  • 1,5 su bardağı su
  • 1 yemek kaşığı nescafe
  • yarım su bardağı şeker
  • Muhallebi için:
  • 2 yemek kaşığı nişasta
  • 3 yemek kaşığı un
  • 1 lt süt
  • 5 yemek kaşığı tozşeker
  • 50 gr tereyağ
  • piştikten sonra 1 paket krem şanti
Kek için yumurta ve şekeri iyice çırptım. Cevizi, unu, kabartma tozunu ekleyip karıştırdım. En son inciri ekleyip dikdörtgen borcama dökün ve 160C de pişirdim.
Kek pişerken muhallebiyi hazırladım. Nişasta, şeker ve unu bir tencereye alıp yavaş yavaş sütü ekleyerek sürekli karıştırdım ve orta ateşte kaynayana kadar pişirdim. İnmesine yakın tereyağ ekleyip iyice karıştırdım ve ateşten alıp biraz soğumasını bekledim. Bir kenarda hafif soğuduktan sonra kremşantiyi ekleyip mikserle iyice çırptım.
Kek fırından çıktıktan sonra 3-4 dakika havalandırıp pişirmeden karıştırarak hazırladığım şerbeti kaşıkla üzerine döktüm.
10 dakika kadar iyice soğumasını bekleyip kekin üzerine muhallebiyi sürdüm. O anda evdeki fındıklarıda tatlının üzerinde değerlendirdim.
Servis etmeden önce buzdolabında en az 4-5 saat bekletmeyi unutmayın.

19 Mayıs 2007

Fenerbahçe Şampiyonluk Pastası






















Fenerbahçenin şampiyonluğunu erkenden kutlamak isteyen yeğenim Tarık ve arkadaşları için pasta sözü verdim diye geçenlerde bahsetmiştim. İşte o pasta bu. Pastanın gittiği yerde birisi daha çok süslemek istemiş sanırım ve üzerine birsürü minik şemsiyeler yerleştirmiş. Hani kağıttan minik süs şemsiyeler olurya renk renk, onlardan. Tabi pasta ortaya gelince bizim Tarık pastanın tüm karizması gitti diye çok sinirlenmiş. Çıkarmışlar şemsiyleri bu seferde yer yer delikler oluşmuş. Dedim olsun sen dert etme, hem asıl şampiyonluk zamanı daha güzelini yine yaparız :)

Bu pastada hazır satılan pandispanyaların kıvamına ve lezzetine daha yakın olan klasik tarifi yaptım ve 26 cmlik kalıpta pişirip ikiye böldüm. Daha küçük bir kalıpta pişirirsem rahat üç kata bölebiliyorum.

Pandispanya için malzemeler:
  • 5 yumurta
  • 1,5 su bardağı şeker
  • 2 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
Şeker ve yumurtaları mikserle 3-4 dakika iyice çırptım. Un ve kabartma tzounu birlikte eleyerek mikserin düşük hızında biraz daha çırptım. Yağladığım veya yağlı kağıt serdiğim 26 cmlik yuvarlak kelepçeli kalıba hamuru boşaltıp 175 derece önceden ısıttığım fırında 30-35 dakika kadar pişirdim. Soğuyunca streche sarıp ertesi gün pastayı yapana kadar beklettim. Daha sonra iki parçaya bölüp kahveli süt ile hafif ıslattım.

Krema :
  • 2 paket sıvı krema (400 ml)
  • 8 yemek kaşığı purda şekeri
  • 2 adet muz
Krema ile pudra şekerini koyu bir kıvam alana kadar mikserle çırpıp buzdolabında 15 dakika kadar beklettim. Ardından kremanın yarısına küp küp doğradığım muzları karıştırdım ve pastanın arasına sürdüm. Sade kremayı ise pastanın dışı için kullandım. Hazırladıktan hemen sonra pastayı öylece buzdolabına kaldırıp 1-2 saat soğumasını bekledim.

En son süsleme için en üste hindistan cevizi döküp şeker hamurundan hazırladığım sarı lacivert harfleri yerleştirdim.
Ortaya ise royal icing ile hazırladığım Fenerbahçe Logosunu yerleştirdim. FB logosu hazırlamak için buraya tıklayabilirsiniz. Eğer şeker hamuru ile çalışmak istemezseniz logo için hazırladığınız royal icingi sıkma torbasına doldurup istediğiniz yazıyı yazabilirsiniz.

17 Mayıs 2007

HİNDİSTAN CEVİZLİ MUFFİN





















Fenerbahçe'nin şampiyonluğunu akadaşlarıyla erken kutlamak isteyen yeğenim benden FB temalı bir pasta istemişti bu akşam için. Kalabalık olacakları için yanına birşeyler daha hazırlayıp gönderelim diye düşündük annesiyle beraber. Annesi börek falan yapacak bende pasta, minik kekler ve cevizli ay kurabiyesi yaparım diye düşündüm.
Daha önce yaptığım klasik muffinin yumuşaklığı ve lezzeti çok hoşuma gitmişti. Yine aynı tarifi kullandım fakat biraz değiştirip süsleyerek.

Malzemeler :
  • 2 yumurta
  • 2/3 su bardağı şeker
  • 2/3 su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı süt
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 2 su bardağı + 1 yemek kaşığı un
  • 2 yemek kaşığı dolusu hindistan cevizi
  • Üzeri için:
  • 1 paket sıvı krema (200ml)
  • 4 yemek kaşığı pudra şekeri
  • hindistancevizi
  • süslemek için marsmallow
Fırını 175 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayalım.
Bir kap içerisine kabartma tozunu, vanilyayı, şekeri ve elenmiş unu toplayıp harmanladım.
Sıvıları karıştırmak için başka bir kap içerisinde önce yumurtaları çatalla çırptım. Ardından sıvıyağ ve sütüde ekleyip çatalla biraz karıştırdım.
Daha sonra kuru malzemelerin bulunduğu kabın üzerine sıvı karışımı döktüm ve bir kaşık yardımıyla ağır ağır karıştırdım. 2 kaşık hindistan cevizinide ekleyip az daha karıştırdım. Kek kağıtlarının 2/3 si dolacak şekilde hamuru paylaştırdım.

Ben migrosda veya pasta malzemesi satan yerlerden aldığım biraz büyükçe olan kağıtları (yağlamadan) kullandım ve 10 adet muffin elde ettim. Bu kağıtlar tek başına yani metal muffin kaplarının içerisine yerleştirmeye gerek kalmadan kullanılıyor o bakımdan rahat. Eğer teflon veya başka cins metal kalıpları kağıtsız kullanmayı tercih ederseniz kalıbı yağlamakta fayda var.

Önceden ısıttığım 175 derece fırında 40 dakika kadar pişirdim.
İlk 20-25 dakika fırının kapağını hiç açmıyoruz ve sonunda kocaman, içleri yumuşacık muffinlere sahip oluyoruz.























Üzeri için 1 paket sıvı krema ile 4 yemek kaşığı dolusu pudra şekerini hafif koyu bir kıvam alana kadar mikserle iyice çırptım. Ardından 15 dakika buzdolabında beklettikten sonra bir bıçak yardımıyla soğumuş keklerin üzerlerine ince bir tabaka sürdüm. Daha sonra bir tabağa boşalttığım hindistan cevizine buladım. Üzerini ise Çook Şeker'den aldığım marshmallowlar ile süsledim.

15 Mayıs 2007

FINDIKLI KURABİYELER

























Annemin Fındıklı Kurabiyeleri:

Bu kurabiyelerin tarifini yıllar önce bir arkadaşımın halasından almıştım. Üzerleri pudra şekerli ve değişik şekillerdeydi. Annem bu kurabiyenin lezzetini çok beğendiği için kendi damak zevkine göre uyarladı ve üzerine yumurta akı sürüp fındığa bulayarak yıllardır yapar.
(Bu arada fotograf hafif bulanık çıkmış birdahaki sefere tekrar fotografını çekerim ve burda değiştiririm diye düşündüm)

Malzemeler :
  • 1 paket margarin
  • 2 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 paket kabartma tozu
  • aldığı kadar un
  • üzeri için:
  • 1 su bardağı kadar fındık içi
  • 1 yumurta akı
Margarin küp küp kesilerek oda ısısında yumuşayana kadar bekletilir.
Genişce bir kap içerisinde yumuşamış yağ ve şeker iyice yoğurulur. Ardından 2 yumurta eklenerek biraz daha elle karıştırılıp kabartma tozu ve 3 bardak kadar un eklenip iyice yoğurulur.Hamur kulak memesi kıvamına gelene kadar un eklenip yoğurmaya devam edilir. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartılıp üzeri yumurta akına batırılıp ardından dövülmüş fındığa bulanır. Yağlanmış tepsiye dizilip 175 derecede önceden ısıttığım fırında hafif kızarana kadar pişirilir.




























Çikolata Kaplı Fındık Dolgulu Kurabiye :

Ben milkanın lila stars çikolatalarını çok beğeniyorum. Çikolata kaplı üzümler, fıstıklar ve en güzelide fındıklılar :) Geçen akşam evde fındıklısını görünce acaba bunları bir kurabiye içinde kullansam nasıl olur diye düşündüm. Biraz ondan biraz bundan kafama göre yaptım ve benmaride erittiğim çikolata ile süsledim çok lezzetli oldular.

Malzemeler:
  • 125 gr margarin
  • 1 yumurta
  • 1 çay bardağı şeker
  • 1 çay bardağı bugday nişastası
  • 50 gr fındık içi (robotta iyice çekilmiş)
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 2 su bardağı kadar un
  • 1 paket milka lila stars fındıklı çikolata
Margarin küp küp kesilerek oda ısısnda iyice yumuşayana kadar beklettim. İçerisine yumurta ve şekeri ekleyerek mikserle çırptım. Ardından 1 çay bardağı kadar fındığı robottan geçirip un haline gitirip karışıma nişastayla birlikte ekledim ve iyice yoğurdum. Daha sonra kabartma tozuyla birlikte yavaş yavaş unu ekleyerek kulak memesi kıvamında bir hamur elde edene kadar yoğurdum. Hamur ele yapışmayan bir hamur haline geldiğinde un eklemeyi bırakın, eğer çok yumuşak bir hamur olursa bir iki kaşık kadar daha un ekleyebilirsiniz. Bu arada hamurun yarısına iki kaşık kakao karıştırıp yeniden yoğurdum.
Ardından ceviz büyüklüğünde bir hamur kopartıp avuç içinde biraz açıyorum ve içerisine çikolata kaplı fındıklardan bir adet koyup tekrar yuvarlıyorum.
Yağlanmış tepsiye dizerek 175 derecede önceden ısıttığım fırında hafif kızarana kadar pişiriyorum.
Fırından çıkartınca 1 saat kadar soğumasını bekledim ve benmaride erittiğim çikolata ile üzerine çizgiler çizdim.

10 Mayıs 2007

Çilekli Süslü Pasta


























Benim ailemin pasta istekleri hep aynıdır. Pasta şeker hamuru ile kaplanmayacak fakat şeker hamuru ile biraz süslenmiş olacak. Bende hep dergilerde kitaplarda kenarları kapatılmayan ara kremaların ve malzemelerin göründüğü pastaları hep çok begenirim ve bu sefer aile içi ufak bir doğumgünü için o tarz bir pasta yapayım dedim. Daha öncede buna benzer frambuazlı bir pasta yapmışıtım.

Pandispanyayı buradaki tarife göre hazırlayıp bir gün önceden pişirdim ve strech filme sarıp beklettim. Ertesi gün üç eşit parçaya böldüğüm pandispanyanın ara katlarına bol krema sürüp orta boy bütün bütün çilekler yerleştirdim. En üste ise biraz kakao serpiştirip şeker hamuru ile hazırladığım çileği koydum.


Şeker hamuru hazırlamak için buradan bilgi alabilirsiniz. Evde kalp şeklinde metal bir çikolata kutusu vardı ve büyük çilek şeklini çıkarmak için kalıp olarak onu kullandım. Birde çileğin üzerindeki minicik sarıları yapıştırmak için mutlaka bir cımbıza ihtiyaç var. Evde boncuk işinde kullandığım biraz büyükce bir cımbızım vardı çok işime yaradı. Çünkü elinizde hazırladığınız minicik bir şeker hamuruna fırçayla su sürerek yapıştırmak oldukça zor. Parçayı cımbızla alıp azıcık suya değdirip çileğin üzerine bıraktım.





Krema için :
  • 2,5 su bardağı süt
  • 1 çay bardağı un
  • 1 çay bardağı şeker
  • 1 paket vanilya
  • 40 gr margarin
  • 1 çay bardağı süt ile çırpılmış 1 paket krem şanti
Ufak bir tencereye un, şeker ve vanilyayı koyup biraz harmanlıyorum. Ardından sütü yavaş yavaş ekleyerek sürekli karıştırıyorum ve orta ateşte koyu bir muhallebi olana kadar pişiriyorum. Kaynayınca ateşten alıp hemen margarini ekliyorum ve margarin eriyene kadar karıştırarak hafif soğumasını bekliyorum.
Bir yandan 1 çay bardağı süt ile 1 paket krem şantiyi ayrı biryerde çırpıp diğer kremamın içerisine ekliyorum. Hepsini beraber mikser ile iyice homojenleşene kadar çırpıyorum.

03 Mayıs 2007

TÜM ANNELERE...


























Geçen yıl ilk şeker hamuru kaplı pastamı yine annem için yapmıştım. Hem aceleye gelmişti hem acemiliğe. Sade bir pastaydı, görmek isterseniz burada.

Bu pastayı yaparken annecik yanıma geldi gitti durdu. Hem ince ayrıntılarla uğraşıyorum diye kıyamıyor hemde her yanıma gelişinde pasta daha da güzelleşiyor diye seviniyordu.

Hepimizin bildiği ve büyük malzeme sıkıntısı yaşadığımız günlerde imdadımıza yetişen bir site var Pastamalzemeleri.com. Sevgili Berna hanım yurt dışından getirdiği pastacılık malzemelerini online olarak bizlere kolay yoldan ulaştırdığı sitesinde bu ay anneler günü konseptli güzel bir aktivite var. Bende bu yarışma için hazırladım bu pastayı ve bu pastayı tüm annelere ithaf ediyorum. Tüm annelerin bu özel gününü şimdiden kutluyor ve bu büyük duyguyu tüm bayanların (bende dahil) yaşamasını yürekten diliyorum.

27 Nisan 2007

ZENCEFİLLİ KURABİYE

























Bu kurabiyeler şu anda yolda. Çookk uzaklardaki asker sevgilisine kavuşacak olan çok heyecanlı bir genç kızın çantasında. İkisininde isimlerinin baş harfi "E". Şekil olarak kalp istiyorum üzerine yazı olarak sadece E harfi istiyorum dedi. Bende boy boy kalpler yaptım. Görünce çok beğendi, içi kıpır kıpır sevinçle uçtu gitti. Yolun açık olsun, İstanbul'dan kocaman sevgiler size...

Bu kurabiyeleri zeytinyağlı denedim. İnanın hiçbir farkı olmadı katıyağla yaptıklarımızdan. Hatta fazlasıyla gevrek bir yapısı vardı, ben çok begendim. Hamur olarakta yapısı güzeldi ve açılması, kesilmesi çok kolay ve zevkli oldu. Tarçın ve zencefil kokularıyla da birleşince nefis oldu. Sıcacık bir kahve yanına ne güzelde yaraşır :))

Birde pastacılık grubunda Ebru hanımın kurabiyeleri üzerindeki yazıları görünce çok begenmiştim, hemen aramaya başladım yakın çevremdeki pastacılık malzemesi satan yerleri. Neyseki geçen gün Kızıltoprak Cebeci Gıdayı aradım ve ellerinde bir tane kaldığını duyunca apar topar fırladım gittim aldım. Fiyatı 10 USD sanırım ve merak edenler için ayrıntısı burada.
Gerçi benim fotografta pek belli olmuyor ama kurabiyelerin üst kısımlarına E & E yazdım çok şeker oldular.






















Malzemeler :
  • 1 yumurta
  • 1 çay bardağı şeker
  • 1 çay bardağı zeytinyağ
  • 1 tatlı kaşığı tarçın (silme)
  • 1 tatlı kaşığı zencefil (silme)
  • 1 çay kaşığı dolusu kabartma tozu
  • 1 su bardağı bugday nişastası
  • 2 su bardağı un
Yumurta ve şekeri mikserle 1-2 dakika çırpıyorum. Ardından zeytinyağı ekleyip az daha çırpıyorum. Nişasta, tarçın ve zencefili ekleyip mikserle biraz daha çırptıktan sonra un ve kabartma tozunu birlikte ekleyip elimle iyice yoğurarak ele yapışmayan bir hamur elde ediyorum. Hamur yumuşaksa az daha un ekleyebilirsiniz.
Daha sonra hafif un serpilmiş tezgah üzerinde veya yağlı pişirme kağıdı üzerinde hamuru yarım cm kalınlıgında açıp kalıpla kesiyorum. Kalıbınız yoksa bardakla da kesebilirsiniz.

Benim bu tarifle ikinci fotografta tepsi içinde görüldüğü kadar kurabiyem oldu. Eğer daha fazlasını isterseniz ölçüleri iki katına çıkarabilirsiniz.

175 derecede önceden ısıttığım fırında 20-25 dakika hafif kızarana kadar pişiriyorum.

24 Nisan 2007

KLASİK MUFFİN


























Dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı idi. Geç oldu ama herkesin bu büyük anlam taşıyan gününü kutluyorum. Hepimiz Cumhuriyet çocuklarıyız ve bu vatan hepimize Ulu Önderimizden çok büyük bir emanet. Sen rahay uyu Atam.

Dün akşam canım kek isteyince normal kekten daha yumuşak olan minik muffinlerden yapmaya karar verdim. Sadece muffinlerle ilgili bir kitabım yok ama elimde olan kitapları biraz karıştırdım ve birkaç tarife rastladım. Üzerleri kremayla kaplanmış fotograflardaki kekin kabarıklığını göremediğim için ve içerisinde katıyağ kullanıldığı için onlardan vazgeçtim. Nasıl olsa muffin yapmanın bir kuralı var ve bunu bildikten sonra ben kendimde yaparım diye düşünüp mutfaga girdim ve harika lezzetli içleri yumuşacık minik keklerim oldu.
Kural : Sıvılar ve katılar ayrı kaplarda toplanıp mikser kullanmadan az karıştırmak.

Malzemeler :
  • 2 yumurta
  • 2/3 su bardağı şeker
  • 2/3 su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı süt
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 2 su bardağı + 1 yemek kaşığı un
Fırını 175 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayalım.
Bir kap içerisine kabartma tozunu, vanilyayı, şekeri ve elenmiş unu toplayıp harmanladım.
Sıvıları karıştırmak için başka bir kap içerisinde önce yumurtaları çatalla çırptım. Ardından sıvıyağ ve sütüde ekleyip çatalla biraz karıştırdım.
Daha sonra kuru malzemelerin bulunduğu kabın üzerine sıvı karışımı döktüm ve bir kaşık yardımıyla ağır ağır karıştırdım. Kek kağıtlarının 2/3 si dolacak şekilde hamuru paylaştırdım.

(İsterseniz bu aşamada içine damla çikolata, fındık, üzüm veya tarçın vs ekleyebilirsiniz. Kakaolu yapmak isterseniz tariften 2 kaşık un azaltıp 2 kaşık dolusu kakao ekleyerek yapabilirsiniz)

Ben migrosda veya pasta malzemesi satan yerlerden aldığım biraz büyükçe olan kağıtları (yağlamadan) kullandım ve 10 adet muffin elde ettim. Bu kağıtlar tek başına yani metal muffin kaplarının içerisine yerleştirmeye gerek kalmadan kullanılıyor o bakımdan rahat. Eğer teflon veya başka cins metal kalıpları kağıtsız kullanmayı tercih ederseniz kalıbı yağlamakta fayda var.

Önceden ısıttığım 175 derece fırında 40 dakika kadar pişirdim.
İlk 20-25 dakika fırının kapağını hiç açmıyoruz ve sonunda kocaman, içleri yumuşacık insanı inanılmaz mutlu eden muffinlere sahip oluyoruz. Afiyet olsun..

19 Nisan 2007

ŞİPSİ PASTE

























Bu yemek kafkasya mutfağından bizim geleneksel bir yemeğimiz. Özellikle akşam yemeğine gelen misafirlerimiz çerkez ise bu yemek mutlaka yapılır. Tavuklu çorba gibi olan yemeğe şipsi, bulguru haşlayıp ezilerek yapılana ise paste deniyor. Aslında paste büyükce bir tepsiye sıkıştırılarak bastırılıp ortasına yemek tabağı büyüklüğünde havuz açılıp oraya şipsi dökülerek masanın ortasına koyularak servis edilir. Masadakiler önce tepsinin kenarından kaşıkla istediği kadar paste tabağına koyup üzerine de ortadaki havuzdan tavuk ve şipsi dökerek tabaklarına alırlar. Uzun zamandır bu şekilde servis yapmadık. Tüm tabaklara şipsi servis edip herkesin önüne ufak servis tabağıyla paste koyuyoruz.

Kafkasya'da paste için darı kullanılırmış ama genelde buralarda bulgur kullanılarak yapılıyor. Birde Anadolunun bazı kesimlerinde şipsi salçalı bir çorba gibi pişiriliyor, bazende o şekilde yapıyoruz. ( söylenişi şipsi baste , şipsi basta gibi ) Ben bu yemeği çok seviyorum ve misafirimiz olmadığı zamanlarda biraz üşengeçlik yapıp paste yapmadan sadece tavuklu şipsi yaparak güzel bir öğün geçiyorum. Yerken kolaylık olması içinde göğüs etini iri kuşbaşı doğrayarak kullanıyorum.

İki gün önce yapmıştım ve fotoğraflamıştım bugun aklıma geldi Sevgili Emel hanımın sitesinde bu ay tavuk etkinliği düzenlenecekti. Tam denk geldi şans :)

Malzemeler :
  • Şipsi için:
  • 1 bütün tavuk
  • 1 lt süt
  • 3 su bardağı tavuk suyu
  • 1 orta boy soğan
  • 6 diş sarımsak
  • 3 yemek kaşığı un
  • 5 yemek kaşığı sıvıyağ
  • tuz
  • Paste için:
  • 2 su bardağı iri bulgur
  • 4,5 su bardağı su
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • Sos için:
  • 3 yemek kaşığı tereyağ ve kırmızı biber
Tavuğu iyice yıkayıp sırt, göğüs, but olmak üzere parçalara ayırdım. Bazen derilerini ayıklıyorum bazen derilerinin üzerlerini ocakta tütsüleyerek kullanıyorum. Parçaları bir tencereye alıp üzerlerini 2-3 parmak geçene kadar su dolduruyorum ve bir tatlı kaşığı tuz dökerek haşlıyorum. (Haşladıktan sonra tavuk suyunu şipside kullanıyorum)

Sıvıyağı bir tencereye alıyorum ve incecik minik doğradığım soğanları kavuruyorum. Soğanlar pembeleşince 3 su bardağı kadar tavuk suyunu ve sütü ekliyip karıştırarak kaynamasını bekliyorum.

Kaynayınca 3 yemek kaşığı unu bir kase içinde biraz soğuk suyla karıştırarak açıyorum. Daha sonra çorbayı devamlı karıştırarak kaseyi tencereye boşaltıyorum.

Sarımsakları bir çay kaşığı tuzla beraber iyice dövüp çorbaya ekliyorum. Bir tatlı kaşığı kadar tuz ekliyorum (tuzunu bu aşamada kendinize göre ayarlayabilirsiniz) Tavuk parçalarını da içine atıp hepsini beraber 5 dakika daha kaynatıp ateşten alıyorum.

Sos için tereyağı eritip kırmızı biberle yağı kızdırıp çorbanın üzerine biraz dökerek servis yapıyorum.

Paste için bulguru birkaç kez suyunu değiştirerek yıkadıktan sonra 4,5 bardak su ve tuz ile birlikte bir tencere alıyorum ve bulgurlar suyunu çekene kadar orta ateşte tutuyorum. İr bulgurlar iyice pişmiş lapa gibi olacak. Büyükce bir tahta kaşıkla yada bir spatula ile pasteyi iyice yoğuruyorum. Karıştırarak ve bastırarak eze eze iyice yoğurmak gerekiyor. Hamur gibi yapışık bir kıvam alınca bir kenrara doğru toplayıp üzerini düzelterek dinlendiriyorum. Servis zamanında kaşıkla helva servis eder gibi tabaklara koyuyorum.

12 Nisan 2007

Bende Oyundayım


Yeni bir oyun daha başladı ve ben çok geç kaldım. Beni oyuna davet eden Sevgili Nukhet, Seda ve Müge ye çok çok teşekkürler edip birde özür diliyorum gecikme için. Bu oyun bloggerları biraz daha yakından tanımak için belirli sorular yanıtlanarak oynanıyor. Bir güzellik daha var içinde, önceden denediğiniz begendiğiniz bir tarifi 3 kişiye ithaf ediyorsunuz ve onlar da oyuna dahil oluyorlar. Ben Sevgi pastasından bir dilim bu oyuna dahil olmayan tüm bloggerlara ithaf ediyorum.





1.1 -Daha önce yaşadığınız 3 şehir...?
Bursa ve İstanbul

1.2 -Tatil için gittiğiniz, gördüğünüz ve önermek istediğiniz 3 yer...?
Assos, Ölüdeniz

1.3. Yaşamak istediğiniz 3 sehir...?
Yakın civarda Kınalı Ada'da yaşamak isterdim. Yurtdışı? deseler Zürih veya Küba olabilir.

2.1. Şu andaki mesleğiniz nedir?
Muhasebe-Finans

2.2. Dünyaya yeniden gelseydiniz, hangi mesleği yapmak isterdiniz?
Öğretmen olmak isterdim.

2.3. "Kesinlikle ben yapamazdım" dediğiniz meslek nedir?
Patolog

3.1. Yasam felsefenizi oluşturan sözlerden biri?
Bütün dünya üzerinde bir tek güzel çocuk vardır. Bütün anneler de ona sahiptir...

3.3. Çok sevdiğiniz bir şiirin bir parçası?
P.Floyd - Wish You Were Here şarkısının çok begendiğim şarkı sözleri aklıma geldi.

Demek ayırt edebileceğini sanıyorsun cehennemi cennetten,
Mavi gökleri acıdan.
Ayırt edebilir misin yeşil bir tarlayı soğuk çelik raylardan?
Gülüşü bir pencereden?
Ayırt edebileceğini mi sanıyorsun?

Ve kahramanların yerine hayaletleri koymaya mı zorladılar seni?

Sıcak küllerin yerine ağaçları?

Sıcak havanın yerine serin bir meltemi?

Donuk rahatlık yerine değişimi?

Ve savaştaki bir harekete katılmayı?

Değiştin mi kafesteki liderlik rolüne


Nasıl isterdim, nasıl isterdim burada olmanı.

Biz yalnızca iki yitik ruhuz bir akvaryumda yüzen, yıllardır,

Aynı eski toprakları aşındırarak. Ne bulduk ki?

Aynı eski korkuları

Kekşe burda olsayın, keşke burda olsaydın...

10 Nisan 2007

MENEKŞE PASTASI


























Geçtiğimiz haftasonu yeğenlerimden Pınar'ın doğumgünü vardı. Yaşı oldu 23, şaka gibi. Daha dün "biz daha 18 i doldurmadık bizi biyere almazlar" diye oturuyorduk evde.
Pastanı ben yaparım dediğimde kendiside yardım etmek istedi fakat ben O'na süpriz olsun diye kendim yaptım. Sadece renk olarak mor bir pasta istiyorum dedi ve iki katlı olacağından haberi yoktu. Çok şaşırdı çok çok beğendi.
Haziran ayında üç katlı bir nişan pastası yapıcam ve şimdiden heyecan bastı. Yavaş yavaş elim alışsın diye ilk katlı pastamı yaptım. Pastacılık grubumuzda Martha Stewart'ın düğün pastası yaparken çekilmiş olan bir videosunun linkini vermişlerdi. O videoyu izledim ve ordan esinlenerek yaptım pastayı.

Kullandığım kalıplar : 20 cm ve 12 cm iki adet kare kalıp
Pandispanya : tarifi burada
Krema : E.Başdoğan kitabından vanilyalı krema + 3 tane muz
Pasta dışına sürmek için : 1 su bardağı çırpılmış soğuk krema
Süsleme : 700 gr kadar şeker hamuru (Sevgili Isıl'ın arşivindeki Institute of Culinary Edu. öğretmenlerinden Toba Garret'in reçetesi ile hazırladım çok memnun kaldım)

Krema için malzemeler:
  • 3 su bardağı süt
  • 1 su bardağı şeker
  • 2 yumurta
  • yarım su bardağı bugday nişastası
  • 2 yemek kaşığı un
  • vanilya
  • 1 kutu sıvı krema
Şeker, un ve nişastayı bir tencerede karıştırın. Süte yedirerek ekleyin. Yumurtaları sütlü karışımın içine kırıp karıştırın. Sürekli karıştırarak muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin. Ateşten alıp vanilyayı ekleyin ve karıştırarak soğumaya bırakın. İyice soğuduktan sonra kremayıda ekleyip tekrar karıştırın. Muzları minik minik küp şeklinde doğrayıp kremaya katın.

Pandispanyayı kolay kesilmesi için bir gün önceden pişiriyorum. Hazırladığım krema soğurken streche sarıp beklettiğim pandispanyayı çıkartıp levye yada bıçakla düzgünce üç parçaya böldüm. Ara katlara vanilyalı muzlu kremadan sürdüm.

1 su bardağı (200ml) sıvı kremayı ayrı bir kapta iyice çırpıp buzdolabında soğuttum. Pastanın üstüne ve yan duvarlarına ince bir tabaka halinde sürdüm. Şeker hamuru kaplamadan önce pastayı bu haliyle buzdolabında 2 saat iyice soğuması için bekletiyorum.

Şeker hamuru için malzemeler :
  • 3 tatlı kaşığı toz jelatin
  • 60 ml soğuk su
  • 165 gr glikoz (125 ml) (1 çay bardağı)
  • 1 çay kaşığı limon veya portakal esansı (ben eklemedim)
  • 3 tatlı kaşığı gliserin (opsiyonel)
  • 900 gr ince pudra şekeri
  • yarım çay kaşığı bitkisel katı yağ
Küçük bir kaba koyduğunuz soğuk suyun üzerine jelatini serpiştirin. 2 dakika kadar yumuşaması için bekletin. Bir benmari kurun ve kaynayan suyun üzerine jelatinli kabınızı koyun. Jelatin eriyene kadar karıştırın. Esansı, glikozu ve kullanıyorsanız gliserini ekleyip pürüzsüz bir hal alana kadar karıştırın. 650 gr kadar pudra şekerini geniş bir kaba koyun, ortasına parmak uçlarınızla bir boşluk açın ve sıvı karışımı oraya dökün. Tahta bir kaşık yardımıyla karıştırın. Yapış yapış bir hal alacaktır.Kalan şekeri çalışacağınız tezgaha dökün ve bununla iyice yoğurmaya devam edin. Eritilmiş yağı avuç içlerinize sürün ve bu şekildede biraz yoğurun. Yağ hamurun nemini korur. Hamuru hava almayacak şekilde sarın. Kullanmadan önce 24 saat dinlendirin.
Hamuru streche sararak hava almayan bir kap içerisinde 1 ay kadar bekletebilirsiniz. Kullanacağınız zaman çıkartıp iyice yoğurun. Hamur çok kurumuş ve dağılıyorsa, toparlayamıyorsanız avuç içelerinizi hafif ıslatarak yoğurmayı deneyin.

(Ortam ve el ısısına göre eklenecek olan pudra şekeri miktarı değişiklik gösterebilir. Bana 800 gr pudra şekeri yetti. Hamur iyice sertleşmeye başlamıştı ve pudra şekeri eklemeyi bırakıp yoğurmaya devam ettim. O yüzden tezgah üzerindeki pudra şekerini yavaşca ve dikkatlice ekleyerek yoğurmakta fayda var.)



Bu pastadaki şeker hamuru çalışmalarımın açıklamarı için mouse ile slide show üzerine tıklayınız ve açıklamalarını okumak için mouseu fotograflar üzerinde gezdiriniz.

Sevgi pastasındaki şeker hamuru ile ilgili yazıları burayada yazmak istiyorum.

Şeker hamuru ile çalışırken dikkat edilmesi gerekenler:
  • Şeker hamuru kaplanacak olan pastanın dış kreması ince sürülmeli ve hamur kaplamaya geçmeden önce buzdolabında en az iki saat bekletilmelidir.
  • Şeker hamuru yapım aşamasında kullanacağınız pudra şekerinin çok ince çekilmiş olması hamurun kalitesi için önemlidir. Göztepe'de Celal Bey (0216 324 12 00) veya pastacılık malzemeleri satan yerlere sorarak temin edebilirisniz.
  • Suyun içinde jelatini eritirken benmari kurarak eritin. Benmari kurmazsanızda ocakta karışımı hafif ılıklaşana kadar ateşte tutun. Kaynama derecesine ulaşan su ısısı jelatinin özelliğinin kaybolmasına neden olabilir.
  • Hamuru eğer önceden hazırladıysanız ve çalışacağınız zaman çok kuru bir yapıya sahip oldugunu farkederseniz özellikle toparlanmayıp kum gibi dağılıyorsa avuç içlerinizi hafif ıslatarak iyice yoğurun.
  • Açarken tezgaha yapışmaması için tezgaha mutlaka biraz pudra şekeri veya nişasta dökün. (Veya tezgaha çok ince şekilde birkisel margarinde sürebilirsiniz.)
  • Hamurun belli bir miktarı ile çalışırken, diğer kullanacağınız kenarda bekleyen hamurunuz mutlaka hava almayan küçük bir kapta veya streche sarılı şekilde bekletilmelidir. Uzun süre açıkta bekleyen hamur kuruyabilir.
  • Dekoratif amaçlı pasta üzerinde kulalanacağınız şekilleri yapıştırmak için yapışması istenen kısıma ufak bir fırça yardımıya hafif su sürülmelidir.
  • Şeker hamuru ile kaplanan pastalar serin kuru bir ortamda bekletilmelidir. Güneş almayan serin bir oda veya balkon olabilir. Buzdolabında bekletirseniz oda ısısına çıkarttığınızda büyük ısı değişikliği nedeniyle hamur terleme yapacaktır.
  • Yok ben şeker hamuru yapamam derseniz pasta malzemeleri satan yerlerden (Eminönü-Kadiköy) 1 kg lık kutular içerisinde istediğiniz renkte hazır alabilirsiniz.

09 Nisan 2007

KURU BİBER DOLMASI ve MEVSİM SALATASI























Kuru biberlerimizi gelinimizin annesi getirmişti bize geçen ay, kendisi kurutmuş. Hafif acıydı ve çok lezzetli dolmalarımız olmuştu o gün davette. O kadar emek vermiş bizim için toplamış, kurutmuş, ne kadar teşekkür etsem az..

Malzemeler :
  • 1 kg dolmalık biber
  • 2 su bardağı pirinç
  • 350 gr kıyma
  • 2 orta boy soğan
  • 1 adet domates
  • yarım çay bardağı sıvıyağ
  • yarım demet maydonoz
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • 1 tatlı kaşığı kuru nane
  • 1 tatlı kaşığı pulbiber
  • 1 tatlı kaşığı karabiber
  • tuz
  • tencereye dökmek için : 2 su bardağı sıcak su, yarım çay bardağı sıvıyağ, 1 tatlı kaşığı salça
Pirinci tuzlu sıcak suda 15 dakika beklettim. Ardından iyice yıkayıp suyunun tamamını süzdüm.
Prinçler beklerken kuru biberleri de sıcak suda 4-5 dakika kadar yumuşamaları için bekletip çıkardım.
Bir kap içerisine soğanları minik minik doğradım. Domatesi küp küp doğrayıp maydanozu da ince ince kıydım. Yıkadığım pirinçleri, soğanı, kıymayı, domatesi, maydanozu, sıvıyağı, salçaları ve tüm baharatları katıp karıştırdım. Hazırladığım bu harç ile yumuşamış biberleri doldurdum ve yayvan bir tencereye hepsini dik dik dizdim.
Biberleri tencereye dizdikten sonra iki bardak sıcak su, sıvıyağ ve salçayı karıştırıp biberlerin üzerine bir parmak kalana kadar tencreye suyu döktüm. Pirinçler yumuşayıncaya kadar orta ateşte pişirdim.


























Mevsim salatası için yarım göbek marulu ince ince kıyıp salata tabağının tabanına yaydım. Üzerine bir sıra rendelenmiş havuç, bir sıra maydanoz, bir sıra doğrayıp limon ve tuz ile ovaladığım kırmızı lahana, bir sıra domates dilimleri ve bir sırada salatalık dizdim. Tuzladıktan sonra zeytinyağı ve limon suyu gezdirdim.

Salatalığı o şekilde yay gibi doğramayı Oktay ustadan öğrendim. Salatalığın ortasından bir çöp şiş soktum ve bıçakla döne döne yavaş yavaş kestim. Yok ben uğraşamam derseniz bunun birde aparatı var, hem çok kolay hemde daha düzgün ve hızlı şekilde kesebilirsiniz :)

06 Nisan 2007

FRAMBUAZLI PASTA


























Gelen misafirlerimiz annemin arkadaşları oldugu için pasta da annemin isteğine göre olmak zorundaydı :) Annem şeker hamuruyla kaplı pastaların görüntüsünü çok beğenir fakat lezzet açısından tercihi hep bol krema kaplı pastalardan yanadır. Nasıl bir pasta istersin? diye sorduğumda "Krema kaplı olsun kesinlikle, içinde meyveler olabilir, ama birazda şöyle hafif süslü püslü olsun, artık onuda şeker hamuruyla mı yaparsın neyle yaparsın bilmem" dedi. Peki dedim kırmadım, aynen dediklerinin hepsine uyarak hafif, güzel bir pasta yaptım. Birde bu pastada arkadaşımın getirdiği fancy-fill cake pan setimi kullandım. Pastanın içinin fotografını çekmesi içinde yengemi tembihledim :)

Tarife gelince; pandispanya için burdaki tarifi kullandım. İç kreması için pastacı kreması hazırlayıp frambuaz sosuyla karıştırdım. Dış kreması için Burcu'nun yaptığı gibi 1 paket kremşantiyi 1 su bardağı hindistancevizi sütüyle çırptım.

Pastacı kreması:
yarım lt süt
2/3 su bardağı toz şeker
2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı buğday nişastası
3 yumurta sarısı
1 çay kaşığı vanilya

Şeker, un ve nişastayı tencere içeirinsde karıştırın, yumurta sarılarınıda ekleyip tel çırpıcı ile biraz çırpın. Tencereyi orta ateşe alın ve sütü yavaş yavaş ekleyerek sürekli karıştırın. Koyulaşıp kıvam alınca, kaynamaya başlayınca ateşten alın. (Ben bu esnada mikserle biraz çırpıyorum ve soğumaya bıraktığımda arada karıştırıyorumki üzeri kabuk tutmasın.)

Frambuaz sos için; 1,5 su bardağı kadar dondurulmuş frambuazı 3-4 saat önceden buzluktan çıkardım ve yumuşaması için beklettim. Daha sonra mutfak robotundan geçirip püre gibi yaptım. Ardından 2 yemek kaşığı pudra şekeri ilave edip robotta biraz daha karıştırdım. Daha sonra soğuyan pastacı kremasına bu sosu ekleyip ikisini karıştırdım ve pastanın iç kreması olarak kullandım.

Metro'dan aldıgım hindistancevizi sütü ile kremşatiyi çıpıp buzdolabında 5-10 dakika dinlendirdim ve pastanın tüm dış yüzeyine yaydım. Üstüne dizeceğim frambuazları birkaç peçete üzerinde beklettim pastayı sulandırmaması için fakat yinede hafif suları aktı. Ve şeker hamuruyla hazırladığım yeşil yapraklarla karışık süsledim.


05 Nisan 2007

MİNİK ALMAN PASTALARI ve ÇİKOLATALI MİNİK KEKLER

























Bu minik şirin pastaların tarifini sevgili Hatice'den aldım. Uzun zamandır aklımdaydı, heleki çeşitli bloglarda da gördükçe son günlerde büyük hevesle misafir gelmesini bekliyordum. Tarifte 20 adet yazıyor fakat benim 30 adet minik pastalarım oldu. Sonradan aklıma geldi keşke hamurun birazıyla kalın bir örgü yapıp paskalya çöreği pişirseydim. Birde ben krema miktarını azalttım ve tam yetti, unutmamak adına tarifi buraya kendi yaptığım ölçülerde yazmak istiyorum.

Malzemeler:
  • 1 kg un
  • 125 gr margarin (yumuşak)
  • 1 su bardağı süt
  • 3 yumurta
  • 1 çay bardağı şeker
  • 30 gr yaş maya (veya iki tatlı kaşığı kuru maya)
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • yarım su bardağı ılık su
  • krema için:
  • 2,5 su bardağı süt
  • 1 su bardağı su
  • yarım su bardağı un
  • 1 su bardağı şeker
  • 2 yemek kaşığı kakao
  • 50 gr margarin
Ilık su, süt, maya, şeker ve tuzu karıştırarak 1 saat bekletin.
Diğer malzemeleri katıp iyice yoğurun. Hamur 2 katına çıkana kadar mayalanması için bekleyin.
Hamuru merdane ile 1 parmak kalınlığında açıp (hamur çok ince olmasın) su bardağı ile daireler kesin. Kestiğiniz hamurları yağlanmış tepsiye dizip yarım saat tepside mayalandırın.
200C kızgın fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Fırından çıkartıp soğuttuktan sonra ekmek bıçağı ile ortadan ikiye kesin ve tatlı kaşığı yardımıyla dikkatlice kremasını doldurun.
Üzerine elekle pudra şekeri eleyin.

Un, şeker ve kakaoyu iyice karıştırın. Süt ve suyu ilave ederek ateşin üzerinde karıştırarak pişirin. İneceğine yakın yağını ekleyip iyice karıştırın. Üzeri kurumasın diye ara sıra karıştırarak soğutun. Krema soğudugunda pastaların arasını rahatlıkla dökülmeden doldurulacak kıvama gelecektir.


























Çikolatalı minik kekler için daha önce büyük kalıpta yaptığım çikolatalı kek tarifimi hazırladım. Muffin kalıplarımın içerisine, her boşluga bir kağıt yerleştirdim ve kağıtların 2/3 si dolacak şekilde hamuru dökerek pişirdim. Bu sefer üzerlerine dökmek için bitter çikolatalı glazür hazırladım.

Çikolatalı glazür için:
100 gr bitter çikolata
100 ml sıvı krema (1 çay bardağı)
1 çay kaşığı margarin

Kremayı orta ateşte karıştırarak ısıttım. Kaynamaya başladığında ocaktan aldım ve küçük parçalara böldüğüm çikolatayı ilave ettim. Çikolata tamamen eriyince margarini ekleyip tekrar karıştırmaya devam ettim. 15 dakika buzdolabında beklettikten sonra çay kaşığı yardımıyla minik keklerin üzerine azar azar döktüm ve hepsinin üstüne ceviz koyarak süsledim.